Tanrıyı Oynamak

 

 

Küçücük bir kavanoza koymuşlar alabalığı.
Yaşamasını beklemişler bir de...
Yaşayamamış tabi.
Bir gün -nedensiz gelse de sahiplerine- ölüvermiş, gümüş pullu su yaratığı. 

 

Görenler sormuş birbirlerine: 

Neden öldü ki? Ne oyunbozan! 

 

Küçücük bir kavanoza koydular beni bir gün, demiş alabalık...
Bir de yaşamamı beklediler üstüne!
Ne hayasız bir düşünce!
Ben ki çılgınca yüzerim akarsularda, akıntıya karşı.
Kanatlarım yokken uçarım bile üstelik...
Bir sonu ve başı olan sulardan sınırsız denizlere...
Ne yapacaktım ki o daracık kavanozda?

Suda tutmakla beni yaşatacağını mı sandın?
Yaşam amacımı aldın elimden.
Kalp çarpıntımı, sevincimi aldın.
Senin eğlencen mi olacaktım, kavanozun şeffaf çeperlerine vururken?
Suyun içinde de olsam, nefesimi tutarım ben de!
Ruhum serbest kalır en azından...
Kavanozda da olsa ölü bedenim.

 

Hiç düşünmez seyreden...
Ölü bir balık değil mi işte, ne ki?
Renksiz, plastik bir çöp torbasına atacaklar onu.
Ya da -daha iyisi- aç bir kedinin önüne.

 

Kavanoz atılmaz ama...
Bir rafa kaldırılır o.
Başka bir balık için gerekecektir çünkü.

 

Ölümün soğuk suç ortağı, tahta raftaki yerine yerleşir böyle...
Ve bekler bir sonraki işini...
Tuz buz etmek istese bile kendini; öyle bir gücü yoktur.
Balığı içine koyan elin, onu alıp yere fırlatması gerekir, aynen rafa koyduğu gibi.
O kendi kendini atamaz.

Öyle aman aman bir değeri olmadığını bilir.
Kenarı azıcık kırılacak olsa, gideceği yer balığınkiyle aynıdır.

 

İçimde yaşayamadılar işte.
Oysa ben yaşıyorum.
Onlardan güçlüyüm!

Ne kavanozca bir düşünce!
Ne acımasız ve adicesine taraflı!
Mantıksızlık akıyor her tarafından.

 

Kavanoz, bak; beni dinle...
Onlar seni aşamamış olsalar da sana haksızca yenildiler.
Bir alabalıkla nehirde mücadele etmelisin, hilesiz, açıkça!
Bir nehre atmalılar seni.
O zaman görürüz neler olacağını.

 

Yuva yapsın içine alabalıklar.
Seni hiç takmadan sahiplensinler kırılgan cam gövdeni.
Diledikleri gibi girip çıksınlar içine sana hiçbir şey sormadan.

 

Binlercesinin özgürlük için nasıl akıntıya karşı, inançla yüzdüğünü gör.
Hem de sen her şeyinle tutsakken o akıntıya.

Rafta ya da suyun dibinde...
 

Hep başkalarının ellerine ihtiyacın var senin, anlıyor musun?
Tek başına bir hiçsin.
Zaten yaşayan bir şey de değilsin.

Rezil olduğunu gör artık!
Gör ve son ver aracı olduğun ölümlere...

Kimsenin yaşamını değiştirme!
Hiçbir şeyin yok oluşuna sebep olma!
Gel vazgeç bu tanrısal güç oyunlarından!
Bunca yaşamı sonlandıran el, bir gün seni de parça parça kırmaz mı sanırsın?
O zaman toprağın içinde özüne dönmeyi beklemekten usanırsın...
Dünyanın sonuna kadar toprakta hapis kalırsın...

Etiketler:

Please reload

Öne Çıkanlar

"Nefret" üzerine

1/10
Please reload

En Yeni Yazılar
Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketler