Kendi Shawshank'inden Kaç

 

 

Shawshank Redemption.
Türkçe adı: Esaretin Bedeli (Çeviren zırvalamış - Boş ver, önemli değil.)

Stephen King’in Rita Hayworth and Shawshank Redemption adlı öyküsünün 1994 yapımı sinema filmi uyarlaması.
Yönetmeni, Frank Darabont.

 

Bir bankanın başkan yardımcısı olan temiz çocuk Andy Dufresne (Dufreyn diye okunur; Tim Robbins), gerçekte işleyip işlemediğini bilemediğimiz çifte cinayet için hüküm giyerek ömür boyu hapis cezasıyla Shawshank hapishanesine yollanıyor.

 

Bayramlık elbisesiyle çamura düşmüş bahtsız bir çocuk gibi giriyor hapishaneden içeri.
Ürkek, utangaç, cesaretsiz, kaybolmuş görünüyor.
O girişi görünce, bunun buradan çıkması olanaksız diyorsun...

 

İçeride bir sürü arıza tip var tabi, malum.
Bizim temiz çocuğa kafayı takıyorlar.

Ellis Boyd (Red) Redding (yani Morgan Freeman), bizimkine yol yordam gösteriyor, yardımcı oluyor.

 

Andy Dufresne, bir yandan hiçbir ortak noktası olmayan bir kalabalığın içinde var olmaya çalışırken, diğer yandan -umutla- o cehennem çukurundan çıkacağı günün hayalini kuruyor.


Bu kaçış hayallerinin farkına varan Red“Sana bir şey diyeyim mi?” diyor ona, “Umut çok tehlikelidir... İnsan umut yüzünden aklını kaçırır. İçindeki o umudu öldürsen iyi olur.”


“Hayır,” diye karşılık veriyor bizimki, “Umut iyi bir şeydir. Belki de en iyi şey... Ve iyi olan hiçbir şey ölmez.”

 

Senin içinde de bir Shawshank var.
Mahkûmu olduğun, çıkışını bulamadığın...
Hatta belki bir çıkış aramayı da bıraktığın.

 

Bir türlü yabancı dil öğrenemiyorsun diyelim.
Ya da kitabını yazamıyorsun belki.
Para tutamıyorsun veya... Ne bileyim?
Seni çok mutlu edecek o şeye zaman ayırmak istiyorsun; ama olmuyor işte!
Hani yıllardır çok isteyip de bir türlü yapamadığın o şey var ya...
Ondan söz ediyorum.

Senin Shawshank’in de bu işte.

 

Farkında değilsin ama; sen de Andy Dufresne gibi 1,5 metrelik beton duvarların arasına hapissin.
Etrafın gardiyanlarla sarılı.
Her yerde alarmlar, köpekli bekçiler, çevreyi tarayıp duran projektörler...
Çıkış mı dedin? 
Maalesef mümkün değil. Sonsuza kadar burada hapissin diyorsun kendi kendine...
 

Evet!

Beni doğru duydun!
Kendine diyorsun bunları.

 

Bakma öyle yüzüme!
kalın duvarları tuğla tuğla sen ördün.
Gardiyanları kapıya sen diktin.
Alarmları sen kurdun, köpekli bekçileri sen tuttun.
Projektörlerden kaçan tek bir gölge bile kalmasın diye yırtındın!

 

Peki neden?
Kendi Shawshank’inden kaçamayasın diye!
Aklın, “Burada kalmalısın" dedi sana çünkü, yüreğinin sesini bastırıp.
“Burada kalmalısın, yoksa...”
Yoksası... Korku!

O kadar korktun ki, etrafına ördüğün o duvarlara bile bakamadın bir süre sonra.
Artık çıkmaya da çalışmıyorsun.

 

Uyan!
Uyan ve Andy Dufresne’den al kopyayı bence...
Küçük bir kaya çekici sok içeri gizlice.
Bir de Rita Hayworth posteri.
İlk bakışta o çekiç gözüne çok çelimsiz görünecek.
Boş ver, takılma.
Unutma; bir çiviyi duvara sokan, tek vuruş değildir.
Hiçbir okul birkaç günde, hiçbir yolculuk birkaç adımda bitmez.

Güzel olan her şeyin bir bedeli vardır.
O bedel de, amaç uğrunda verilen emektir.
Kaç vuruş, kaç saat, kaç gün, kaç ay, kaç yıl...
Ne kadar sürecek diye düşünmeyi bırak.
Zaten hiçbir işe böyle başlanmaz.

 

Ezberlerini boz.
Bırak, ne kadar sürerse sürsün.
O gözüne küçücük görünen çekiçle başla duvarı tıklatmaya...
Minik kazı çalışmanı, kendi Rita Hayworth posterinin kızıl büyüsü ardına gizle.
Çaktırmadan, her fırsatta, sabırla, umutla, tükenmeyen bir azimle, çıkıştan başka bir yolu kabul etmeyen çelikten bir iradeyle, inatla eşele kendi kalın duvarını...
Ta ki çıkış görünene kadar.

 

Sana kötü bir haberim var yalnız...
Biliyor musun, bazen o çıkış bir bok çukuruna açılır.
Tam kurtuldum dediğinde diz boyu bokun içinde bulursun kendini.
Şaşırma!
Korkma!
Umudunu yitirme!
Ve sakın vaz geçme!
İnan bana, eğer tünelin ucundaysa aydınlık; boklanmaya değer.

 

Özetle dostum -bana sorarsan- kendi Shawshank’ini gör!
Ve kendi çıkışına doğru sabırla başla kazmaya...
Tartışmaya açık olmayan bir tane doğru var; 
Sonuç ne olacak, bilemezsin.
Ama başlamazsan, hiç bilemeyeceksin.

Please reload

Öne Çıkanlar

"Nefret" üzerine

1/10
Please reload

En Yeni Yazılar
Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketler
Takip edin
2016 © Son Okul
Bu web sitesindeki tüm yazılar, içerikler, eğitim programları, görseller ve videolar münhasıran PDA Eğitim ve Danışmanlık Ltd Şti'ne aittir.
Yasal lisanslar ve izinler alınmadan kopyalanamaz, kullanılamaz.