Bu iki öyküden biri senin

 

 

1. ÖYKÜ
ODTÜ mezunuyum.
Maaşı iyi diye pek sevmediğim bir işte çalışıyorum yıllardır.
Bundan öncekiler de çok farklı değildi aslını isterseniz.
Uyuyamıyorum bir süredir.
Yastığa kafamı koyup gözümü kapadığımda açılıyor her şey önüme.
Düşünmek istemiyorum ama düşünmeyi durduramıyorum.
Takır tukur dönüyor kafamın içindeki irili ufaklı çarklar, korkunç gacırtılar çıkararak.
Odanın sessiz karanlığında, sadece benim duyduğun o gürültüden, uyuyamıyorum.

 

Bu sabah uyandım.

Saatin alarmını iki kez ertelemiştim.
Hemen her gün olduğu gibi…
İsteksizce kalkıp banyoya girdim, aceleyle duşumu alıp çıktım.
Kahvaltıya zaman yok.

Bir süredir uykuyu kahvaltıya tercih ediyorum.
 

Giyindim, arabama binip ofise doğru yola çıktım.

Feci bir trafik vardı köprüde yine.
Her gün iki kez buradan geçmek zorunda olduğuma ettiğim küfürlere yenilerini ekledim.
Önümdeki araç beni sıkıştırdı, arkamdaki kamyon yol vermedi.
Her gün oluyor bunlar; a
ma alışamıyorum.
Daha ofise varamadan sinirim tavan yaptı, gastritim azdı.
20 kilometrelik yolu bir saatte aldıktan sonra şirkete ulaştım.
Beni bekleyen sıkıcı işlere gark oldum.
E, sonuçta bunları yapmak için para alıyorum, başka çarem yok.

 

Öğle yemeğinde istediğimi yiyecek lüksüm yok bir süredir.
Çünkü insülin direnci başladı, panik atak yetmezmiş gibi.
İlaçlara talim durumdayım bir süredir.
Tatsız, tuzsuz beslenmek zorundayım yani.

 

Dünyanın en sıkıcı toplantısına girdim yemekten sonra.
25 kişinin katıldığı bir Yönetim Kurulu toplantısı.
Şirket sahiplerinin yöneticileri azarlayıp ezdiği bir başka toplantı işte.
Kronik tembel ve akılsızlar olarak hangi hakaretleri duyacağız bu kez, kim bilir!

 

Oh be! Sonunda bitti.
Bunaldım resmen!
Hemen çıkıp evime gitmek istiyorum.
Trafik de umurumda değil.
Her yer, her durum buradan iyi.
Evime gidip koltuğuma uzanmak, televizyon izlemek, internette gezinmek…
Kendime zaman ayırmak istiyorum.
Akşam yemeğinden sonra kendime ayıracak birkaç saatim kalıyor epi topu.
Onu yakalamak istiyorum, harcamak değil.

 

Yine yatma zamanı geldi.
Uykum geldi mi peki? Hayır.
Ama yatmam gerek; yoksa sabah kalkamayacağım.
Sanki her sabah kolayca kalkıyormuşum gibi.
Uyumam lazım.

Gözlerimi kapamak zorundayım.
İşte o gürültü yine başladı…
Sabah yine şiş gözlerle kalkacağım, kesin.
Hafta sonuna kaç gün kaldı?

 

2. ÖYKÜ
ODTÜ mezunuyum.
Üniversite sınavına ilk girdiğimde kazanamamıştım.
Bir yıl kaybettim belki ama çok çalışıp ODTÜ’ye girdim.
Hayatın ortaya koyduğum emeğe verdiği bir ödüldür ODTÜ.

 

Beş yıldır aynı işte çalışıyorum.
İyi para kazanıyorum, şükür.
Sevdiğim işleri yaparak çalışamadım hiç.
Müthiş olurdu bu, eminim.
Ama bu sayede çok uzun süre işsiz de kalmadım hayatımda.
Buna kafayı takıp üzüleceğim yerde yaptığım işi sevmeye çalıştım.
Bunu yapmakta zorlandığımda; çalışma arkadaşlarımı, çalıştığım ofisi, odamı, manzaramı sevdim.
Yöneticilerimden arkadaşlarıma, iş yaptığım insanlardan müşterilerime, çok değerli dostluklar biriktirdim.
Asık suratlı ve ümitsiz biri olsam, asla sahip olamayacağım ödüllerdir bu dostluklar.
Hangi para bunları satın alabilir ki?

 

Saatin alarmını iki kez ertelemiştim.
Bazen oluyor öyle.
Uyuyamadığım geceler var benim de elbet.
Böyle bir durumda bir masal yazmaya başlıyorum kafamda.
Kızlarıma anlatacağım türden bir masal.
Her çocuğun yüzüne bir gülümseme yayacak, yüreğini ısıtacak bir masal.
Daha sonunu getirebildiğim olmadı :)

 

Her sabah yaptığım banyo beni tazeliyor.
Su, oksijendir; her hücremi yenilediğini hissediyorum.
Kahvaltıya zaman yok.

Bir süredir uykuyu kahvaltıya tercih ediyorum.
Ama müthiş bir tortilla ekmeği keşfettim geçen gün.
Tam buğdaylı üstelik.
Dil peynirli dürüm yapacağım bugün onunla.

 

Giyindim, arabama binip ofise doğru yola çıktım.
Her sabahki gibi trafik yoğun köprüde.
Ama benim umurumda değil.

Aksine, sevindim bu duruma.
Bir süredir TED konuşmalarını dinliyorum arabada.
Birkaç konuşma fazladan dinleyebileceğim, bu harika!

 

Duyabilen kulaklarım ve duyduklarımı anlayan aklım için şükrediyorum!

Önümdeki araç beni sıkıştırdı, arkamdaki kamyon yol vermedi.
Her gün oluyor bunlar; ama artık umursamıyorum.
İnsan var oldukça karanlık bitmeyecek.

 

Her şey bir tercih meselesi.
Aydınlanmayı seçenlerdenim ben.
Karanlığa bulaşacak değilim.

Bir saat TED dinledikten sonra ofisime ulaştım.
Son konuşmayı yarım bırakmak zorunda kaldım.
Dönüşte devam edeceğim.

 

Beni bekleyen işlere girişme zamanı.
E, sonuçta bunları yapmak için para alıyorum, karşılığını vermem gerek.

Öğle yemeğinde canımın istediğini yemiyorum bir süredir.
İnsülin direnci, hipoglisemi, panik atak gibi rahatsızlıklar çok arttı çevremde.
İyi beslenmek ve stresten uzak durmak şart.

Kalabalık bir Yönetim Kurulu toplantısına gireceğim yemekten sonra.
Şirket sahiplerinin yöneticileri azarlayıp ezdiği bir başka toplantı ne yazık ki.
Keşke egolarını kontrol edebilseler.
Sahip olduklarının değerini bilseler, başkalarına karşı yersiz kompleksler duymasalar.
Saygıyı talep etmek yerine hak etseler keşke.
Yöneticilerine böyle davranarak aslında kendi şirketlerinin performansını düşürdüklerini görememeleri ne acı...
Nesilden nesile böyle gelmiş, yapacak bir şey yok.
Böyle görmüşler babalarından herhalde.
Yazık!

 

Ben kendi çocuklarımın böyle yetişmesine izin vermeyeceğim.
Böyle kötü örnekleri yaşayarak gördüğüm için çok şanslıyım.
Neyi yapmamam gerektiğini apaçık görüp anlayabiliyorum.
Bunları göremeyen, görse de anlayamayanlardan değilim, şükür!
Söylediklerine, davranışlarına takılmıyorum.
Ederimi, değerimi, katkımı bana birinin söylemesine ihtiyacım yok.
Ben zaten biliyorum.

 

Toplantı bitti.
Bugün profesyonel sabrımı, olgunluğumu biraz daha geliştirdim.
İşlerimi de bitirdim.
Şimdi gönül rahatlığıyla evime dönebilirim.
Trafik çok yine.
Ama biliyorsunuz; benim umurumda değil.

 

TED açılsın yine bakalım...

Akşam yemeğinden sonra kendime ayıracak birkaç saatim var.
Yazdığım kitaba ayıracağım bu kez zamanımı.
Daha dün kitap okudum iki saat.
Bir de çok güzel bir film izlemiştim.
Ruhumu besliyor yaptığım her şey.
Gözlerimden içime girenlerin yüreğime dolduğunu hissediyorum.
Gören gözlerim ve aydınlıkla atan yüreğim için şükürler olsun!

 

İşte yatma zamanı geldi.
Uykum geldi mi peki? Hayır.
Ama yatmam gerek.

Yoksa uykumu alamam.
Yaşamın en değerli ödülüne, bir başka sabaha uyanmak dileğiyle gözlerimi kapattım.
Şimdi yepyeni bir masala dalma zamanı…


SON SÖZ
Senin öykün hangisi?

Yaşam amacın ne olursa olsun, seninle bu amaç arasında mutluluklar, güzel sürprizler, ödüller, engeller olduğu kadar; tuzaklar, tehlikeler ve oldukça etkili, yoldan çıkmana sebep olabilecek kadar güçlü aldatmacalar olacaktır. Bu nedenle, günün birinde yaşam amacına gerçekten ulaşabileceğine olan inancını yitirmen veya hepten yolunu kaybetmen olasıdır.

 

Karşılaştığın güçlükler ne derece zorlu olursa olsun, karanlıkta kalıp kaybolmaman, moralini bozmadan inançla yola devam edebilmen tamamen sana bağlıdır.

 

Hedefine ne kadar uzakta olursan ol, doğru yolda olduğuna dair geçerli kanıtların varsa, o güne dek deneyimlediklerinin yaşam amacına giden yolda sana yardımcı olacağından eminsen, bu harikadır.

 

Eğer o güne kadar deneyimlediklerin, yaşam amacınla ilgisizmiş gibi görünüyorsa bu seni sakın yanıltmasın; her ne olursa olsun yaşadıklarını önemsemek, sadece deneyimlediklerini değil karşılaştığın tüm güçlükleri de hayatın sana verdiği ödüllerin arasına yazabilmek, seni yüreklendirecek, zorlu yolculuğunun geriye kalan kısmında gereksinim duyduğun güce kavuşmana destek olacaktır.

 

Yaşam, aldığın nefesi kullanmayı seçtiğin her an seni cömertçe ödüllendirmeye devam edecektir.

Please reload

Öne Çıkanlar

"Nefret" üzerine

1/10
Please reload

En Yeni Yazılar
Please reload

Arşiv